Termodinamik yasalarının işlediği ancak kitap, kalem, defter, sinema, gezme, tozma yani hayal meyal bir dünyada tabii ki çay, kahve ve biz...
Yazmıyorum! Yazmaya söz verdiğim bir çok konunun yanında yazmak istediğim sözlerden daha çok şey varken
yazmıyorum. Aslında kısır bir dönem değil. Aklımda kırk tilkinin kuyruğu ile hesaplaşmışken ve bunlara yazmak için sabırsızlanıyorken ben
yazmıyorum.Dün annemin katarak ameliyatı için hastanede beklerken birden yahu bunu da yazmalıyım dediğim işler yaptım. Ancak ofisten çıkarken yanıma ne kalem ne de şarjı bitmek üzere olan BlackBerry'imi aldım. Yolda "bende bir tuhaflık var, hayırdır inşallah" diyordum ki "şunları not edeyim, güzel yazı olur" diye söylenirken aklım başıma geldi.
Galiba yazmamak için mazeret üretiyorum. Her an yanımda olan yazma gereçlerim yokken yazmak istiyormuş gibi yapıyor ancak daha sonra yazmıyorum.
Bugün sabahtan beri düşünüyorum ama hala bulamadım niye yazmamak için mazeret ürettiğimi...
Not: Annemin ameliyatı kolay geçti. Zaten on beş dakikalık bir cerrahlık iş. Diğer gözü de cuma güne yapacaklar.
Not: Yazmamak için sebebim yok, diyorum.
Not: Hastanede yazmayı düşündüğüm mesele ise orada yemek yemiş olmamdı. Daha önce böyle bir şey yapmıştım ancak dün oluşan benzer şartlar altında normalde yemek yemezdim. Sanki otuz beş olduktan sonra değişmeye mi başladım!? :)
Etiketler: ameliyat, annem, hastane, katarak, yazamamak, yazmak, yazmamak